Alaçatı Karaköy Gezisi, 19.4.2014

Tags

, , , , ,

Alaçatı Karaköy Ziyareti…………………………………………………………………

ImageImageImageImageImageImageImageImageImageImageImageImageImageImageImageImageImage19.4ImageImageImageImageImageImageImageImage.2014

 

19.4.2014 günü , öğleden sonra, şiddetli bir yağmur sonrası arkadaşlarımla birlikte yıllardır merak ettiğim Karaköy’e gittik.

Bu yöreyi iyi bilen ve Urla’nın eski köyleri ile ile ilgili detay bilgisi olan Ertan İplikçi ile birlikte böyle bir yere gitmenin bilmediğiniz bir çok önemli bilgiyi öğrenmenize yardımcı oluyor. Bu gezide Erdoğan Tınaz ve Buca dan dostum Osman Ergündoğar’da bize eşlik ettiler.

Bu köy neresi diye sorduğunuzda aslında çoğunuzun yıllardır önünden geçtiğiniz bir köy olduğunu söylemek istiyorum. Çeşme ve Alaçatı’ya otobandan giderken, Alaçatı’ya yaklaştıkça , yolun sağ tarafında kalan, yamaçta evlerinin çoğunun yıkık olduğu köy.

Bu köye gitmek için , Otobandan, Zeytinler çıkışından ayrılıp, eski yola dönmek, Köstem Müzesini geçip , Germiyan köyü yol ayrımından sonra yaklaşık 3 kilometre kadar gittikten sonra sola ayrılan yola girmek gerekiyor. . Yol bir mıcır işletmesinin içinden geçiyor ve daha sonra köye giden eski tarihi yola giriliyor.

Yola girdiğimde bir şey dikkatimi çekti. Aslında yolun tabanı yöre taşları ile döşenmişti, daha sonra belliki üzerine mıcır vs gibi bazı malzemeler atılmış.

İyiki yolu asfaltlamamışlar. Ama korkum o ki her an asfaltlanabilir.

Ana yoldan ayrıldıktan sonra , mıcır ocağını geçince yol ikiye ayrıldı sola devam ettiğimizde kendimizi köyün içinde bulduk.

Çok ilginç bir köy. Girer girmez, yolda, duvarlarda, her yerde tarihi değeri olan taşlarla karşılaşabiliyorsunuz.

Köyde genç biri ile karşılaştık. Adının Kemal ( Kemal Lokmacı ) olduğunu öğrendik.Köyle ilgili sohbet ettik, az sonra kardeşi geldi, Mustafa . Köyde hayvancılık yapıyorlarmış. Çok candan insanlar, dost insanlar ve köylerinin tarihi ile de çok ilgililer ve bilgi sahibiler.

Bu türlü köylere gittiğinizde köyleri ile ilgili bu kadar detay bilgi sahibi olan insan sayısını azdır.

Babaları Ali Lokmacı köyün muhtarı. Köyün seçimle gelen muhtarı olduğunu duyunca hayret ettim çünkü ayakta kalmış gibi görülen 3-4 ev mevcut. Köyde 15 kişi oturuyormuş ve 22 kişi oy kullanmış. Bu dönemki muhtarlık seçimini ve mücadeleleri düşününce çok rahat bir seçim dönemi geçirdiğini öğreniyoruz.

Bu bölgedeki az sayıda eski Türk köylerinden. Bu köyü kuranlar yörüklermiş. Mustafa 6 kuşak öncesine kadar büyük babalarınının isimlerini saydı.

Kemal ve Mustafa hayvancılık ile geçiniyorlar. Köyde küçük baş ve büyük baş hayvan yetiştiriyorlar. Geçen yıl otoban tellerini keserek 4 ineklerini çalmışlar ve hırsızlar bulunamamış.

Kemal Jeoloji mühendisi, Mustafa Maden mühensidi. Bir süre kendi mesleklerinde çalışmışlar ama işten ve kentten sıkılmışlar, hep doğayı özlüyorlarmış, mühendisliği bırakıp köylerine gelmişler, iki kardeş uzun süreden bu yana hayvan yetiştirmeğe başlamışlar.Evleri Alaçatı’da, biri mutlaka köyde kalıyormuş. Babaları kendilerine yardım ediyor.

Köyün meydanında 4-5 adet büyük çitlenbik ağacı mevcut. Tam da çitlenbiklerin olmaya başladığı dönemde gittiğimiz için biraz toplayıp yedim. Çok lezzetli ,ağızda çok hoş aroma bırakıyor. Çocukluğumuzda da , Buca katledilmeden önce , Buca da da çok sayıda çitlenbik ağacı vardı ve toplar yerdik. Bize çitlenbik kahvesinden söz etti. Tarifini birdahaki gidişimde alacağım.

Köyün meydanında yıkıntı halinde camiyi, kahvehaneyi, bakkalı gösterdi. Caminin avlusunda halen kullanılan iki büyük kuyu mevcut. Camiye gelenler bu kuyulardan abdest alırlarmış. Üzerlerinde bulunan ipli kovaları kullanarak hemen kullanılacak durumda.

Caminin yanındaki parselde güzel mezar taşları olan Türk mezarlığı mevcut.

Köy 1937 de bozulmaya başlamış, 1960 larda ciddi bir deprem sonrasında köy önemli oranda boşalmış. Ama anlatıldığından öğrendiğimiz, köyün boşalmasındaki en önemli etken, elektriğin , ve suyun olmaması. Halen de elektrik yok.

Yani yoksulluk, çağdaş yaşamdan faydalanamama sadece doğu Anadolu’da yok. Kaçak elektrik kullanacak olanak ta yok, olsa da kullanmayacak insanlar. Elektrik ve su için çok uğraşmışlar, okul açılması için çok uğraşmışlar ama sonuç alamayınca da insanlar köylerini terk etmişler.

Köyün girişinin hemen 50 metre yukarısında, tüm ezme taşları ve kuyuları bulunan köyün zeytinyağ işliği yıkıntı halinde duruyor. Zeytin sıkarken kullandıkları suyu, kuyularda yağmur suları ile biriktirmek sureti ile elde ediyorlarmış. Taban taşı ve altındaki taşlar görülüyor, ama üst ezme taşları yok. Belki yıkıntı altında. Aslında alternatif turizm açısından çok değerli yıkıntılar.

Köydeki gezintiyi Mustafa yaptırdı ve tüm bilgileri ondan aldık. Daha sonra köyde ayakta kalan birkaç evden biri olan kendi evlerine, yağmur suyundan yapılmış çay içmeye gittik. Ağabeyi ve babası bizi karşıladı. Ev çok doğal. Ortada bir kuzine var, ve ocakta mevcut. Kışın kuzineyi kullanıyorlar, yazın ise ocağı kullanıyorlarmış.

Volkanik arazi olduğu için , suda hiç kireç yokmuş. Yıllardır kullandıkları çaydanlıkta hemen hemen hiç kireç birikmemiş. Mustafa uzun süre böbrek taşı sıkıntışı çekmiş ve kum dökmüş. Köye geldikten sonra uzun süre bu suyu kullanma sonrasında, hiç yakınması kalmamış. Birdaha kum dökme olayı ile karşılaşmamış.

Babaları arıcılık yaptıklarını anlattı, arıları gezdirmediklerini ifade etti. Ama buna Erdoğan usta itiraz etti. Bir halk deyişi vardır dedi, “ Arı ve karı gezmek istermiş”.Kendi köyleri okadar değerli çiçek ile dolu ki gezdirmeye hiç gerek yokmuş. Kovandan bal alırken hiçbir zaman balın tümünü almıyorlarmış, arının tüketimi için yeterli balı bırakıyorlarmış. Yoksa arıya şeker vermek zorunda kalınıyormuş ve bu da balın kalitesini önemli oranda etkiliyormuş. Yeni dönemde bal almak için şimdiden söz aldık. Yine ürettikleri diğer önemli ürünün Keçi peyniri olduğunu öğrendk.

Sohbet çok güzel giderken ve tavşan kanı çaylarımızı yudumlarken, telefon geldi ve müze inşaatından ustaların bizi beklediği söylenince apar topar bu güzel sohbeti noktalayıp yola çıktık.

Çok güzel üç insan tanıdık. Çok güzel ,yıkıntı ama insana huzur veren bir köy gezdik.

 

 

 

1950 Model TED Harris Ferguson Traktör – “Little Grey Fergie “

Tags

,

Sanırım 7 yıl önce müzeye malzeme bakmaya gitmiştim ve akşam üstü Tire’den dönüyordum. Bilirsiniz, ki 7 yıl önce çok daha fazlaydı, Torbalı’da İzmir asfaltı üzerinde çok sayıda traktör satıcısı vardır. Yavaşlayarak ilerliyordum ve bir traktör satıcısının önünden geçtim ve geçtikten sonra fark ettim, daha önce görmediğim tipte eski ama diri bir traktör vardı. Döndüm satıcı benim ismimi duyunca tanıdı  çünkü uzun yıllar Torbalı Futbol takımının sporcularına bakmıştım. 

Çalışan bir traktördü, her şeyi orijinaldi. Sahibi,  bunca yıl geçmesine karşın traktörün hiçbirşeyini değiştirmemiş orjinal olarak bırakmıştı belkide ekonomik olarak gücü yetmediğinden. Hangi nedenle olursa olsun iyi bir şey yapmış tarihi bir değeri, belki bilerek, belki bilmeyerek korumuştu. Ben anlaşarak traktörü satın aldım.

Urla Nohutalan köyündeki  Köstem çiftliğine getirdim. Bir yıldan fazla traktörü bazı işlerde kullandık. Daha sonra kendimize ikinci traktörü alınca kullanmaz olduk. 

Bir ara Sn.Murat Özgörkey ile konuşuyorduk. Ben bu traktörden söz ettim. Bunu alıp restore edeyim ve Köstem Müzesine benim hediyem olsun dedi. Sağolsun aldırdı epey emek harcadı, bir çok parçasını orijinal olarak yurt dışından getirdi. 

Bitirdikten sonra bana fotoğraflarını yolladı bende hayran oldum. 

Tek lambalı TED 1950  Harry Ferguson. 

Harry Ferguson 1884-1960 yılları arasında yaşamış. İlginç bir insan ve traktör yapımında önemli insanlardan biri. Traktör dışında da bazı keşifleri mevcut. 1960 yılında barbitürat zehirlenmesinden vefat etmiş. 

Ben sevgili Murat Özgörkey’e bu traktörden söz ettiğimde Massey Ferguson olarak söz etmiştim. Kendisi araştırmış ve beni aradı traktörün Massey Ferguson olmadığı, daha önceki döneme ait Harry Ferguson olduğunu ve çok değerli bir traktör olduğunu ifade etti. Bende daha sonra araştırınca gördüm ki, özellikle bu tek lambalı tipi çok az bulunuyor. 1950 model TED  gri bir traktör. İlk mödeli de 1946 da üretilmiş. Bu traktörlerin önemli özelliği sadece gri renkte üretilmiş olmaları. Örneğin Massey Ferguson’lar da genellikle kırmızı renkte üretiliyor. 

Müzenin açılışından sonra, Zeytin ve Zeytinyağ nasıl taşınıyordu bölümünde sergilenecek. 

Sn.Murat Özgörkey’e “Köstem Zeytinyağ Müzesi”adına teşekkür ediyorum. 

Image

Image

Image

TÜRSAB başkanı Başaran Ulusoy Köstem müzesi çalışmalarını gezdi……

Tags

, ,

12.3.2014 günü Türsab başkanı ve yönetim kurulunun bazı üyeleri ile birlikte Müze inşaatını gezdi ve çalışmalar ile igili bilgi aldı.

Bu ziyarete Urla Kaymakamı sayın Şehmuz Günaydın ile yönetim kurulu üyeleri Hande Arslanalp ve Davut Günaydın’da katıldı.

Müzenin konsepti Sn Başaran Ulusoy’a,  Doç.Dr.Levent Köstem tarafından sunuldu. Oldukça iligilenen Ulusoy, Köstem’den bu müzenin ilginç bir yer olduğunu , örnek bir proje olacağını, bölgeye ve İzmir’e önemli  bir katkı yapacağını ifade etti , bir an önce bitirilmesinin ülke tanıtımına ve Zeytinyağ kültürüne önemli faydalar sağlayacağını belirtti. Kısa bir süre sonra yeniden ziyaret edeceğini belirtti.

Image

,

Ön Cephe Tuğla İşleri Tamamlandı

Tags

, , , ,

Image

Müzenin ön cephesindeki üç bloğunda tuğla işlemeleri tamamlandı. Oldukça zor bir işçilikti ama çalışan ustalar hakikatten çok güzel bir iş çıkardılar. Burada işin önemi toplam 45 metreyi bulan ön cephede bu işi standardı bir türlü tutmayan, her br tuğlada bir kaç milimden bir santime kadar boyut farkı olan eski tuğlalar ile bu işi terazisinde yapmak gerçekten ustalık isteyen bir işti ama oldu. İşleyenlerin eline sağlık.

Image

Müzenin mimari işlerinde bize ciddi yardımı olan arkadaşım Buca Belediye Meclis Üyesi Mimar Erkut Tamay da işin bittiği gün gelip gezdi ve Erdoğan usta ile birlikte bir anı fotoğrafı çekerek anılarımız arasına  girdiler.

Image

Yağmurlar başlamadan önce, ön cepheye tuğlaların üzerine koruyucu şeffaf cila çekmemiz gerektiği öneriliyor. Bu işlemi önümüzdeki hafta yapmayı planlıyoruz.

Image

Müzeye Emek Verenler: Ali Ertan İplikçi

Tags

, , , , ,

12 yıldır Urla’da oturuyorum. Urla ‘da başıma gelen en iyi şeylerin başında Ertan bey ile tanışmış olmak geliyor. Ertan bey Urla’nın en mütevazi insanlarından biri. Ancak bana göre Urla’yı tarihi ve kültürü ile en iyi bilen birkaç kişiden biri.

Emekli bir öğretmen. Öğretmenliğinde dünya görüşü nedeni ile çok sıkıntı çekmiş biri. Bu ülke böyledir. Değerli insanları daha da olgunlaşsınlar diye, daha dirençli olsunlar diye hep sıkıntı çektirir ve ensesinde boza pişirir. Ertan beyde devletin ensesinde boza pişirdiği insanlardan.

Az konuşan ama çok ve iyi üreten biri.

Eğer bugün Urla ‘da çok beğenilen bir Klazomenai işliğinden söz ediliyorsa bilinki Ertan beyin emeği çoktur ve ondan dolayı bu haldedir.

Ben müze kurmak istediğimi kendisine anlattığımda , yıllar önce , Güven Bakır hocamla birlikte bana destek vereceklerini söylediler. Hatta birlikte ilk yaptığımız toplantıdaki belirlediğimiz planı bende aynen uyguladım ve uygulamaya devam ediyorum.

Image

Ertan bey olmasaydı sanırım müzeyi gerçekleştirmekte çok zorlanırdım.

Sık sık birlikte hayal kurduk, buna zaman zaman eşlerimizde katıldı. Hayaller yavaş yavaş gerçeğe doğru gitti.

Müze malzemeleri toplamasından tarihlendirmesine kadar Ertan Bey’in çok emeği var.

Topladığım tüm makina  ve sistemlerin çizimlerini yaptı ve defalarca üç boyutlu  olarak plana yerleştirdi. Bu çizimler gerçeğin ta kendisi idi. Bunlara ait yerleştirme tablalarının betonlarını atarken bu planlara göre attık. Öyle doğru çizim yapıldığını gördüm ki , bu çizimlere göre yaptığımız platforma makinalar tam olarak yerleşti. Hatasız . Bu ciddi emek gerektiren bir iştir.

Image

Image

Ertan bey Urla çevresini ve doğasındaki bitkileri ve yenebilir yabani otları çok iyi bilen biridir. Hiç bilmediğim doğal yenebilir otları kendisinden öğreniyorum. 3 yıl önce Urla Slow Food adına eşimin önerisi ile düzenlenen ot toplama programında katılanlara yenebilir  otları  tanıttı. Ama nedense böyle işler gelenekselleşmez ve öyle de oldu. Urla Slow Food bu değerli insanı birdaha böyle bir etkinliğe çağırmadı. Oysa ki faydalanmaları gerekirdi.

Image

Ertan Bey’in eşi Bahriye hanım da tam bir doğadan toplanan yenebilir yabani  otlar uzmanı. Bu konu ile ilgili yakında basıma girecek olan bir kitap hazırladı. Bir akşam bizi evlerine davet ettiler. Bir sebze yemeği yapmış bize ne olduğunu sordu. Çok güzeldi  tanıdığım bir tada benziyordu ancak bilemedik. Sonradan maruldan yapılan yemek olduğunu kendisi bize anlattı. Böyle bir ailede yetişen kızları Aysu’nun da  nasıl biri olduğunu siz düşünün.

Urla’nın Zeytineli köyü vardır. Urla’nın en geri kalmış köylerinden biridir. Bu köyde 1870 yılında kurulduğu bilinen bir Zeytinyağı işliği mevcut. Şu anda yıkıntı halinde olan bu işliği yıllar önce kurtarmak için çok çabalamış Ertan bey. Bu işlik ile ilgili ciddi bir araştırma yapmış  ve makale haline getirmiş. Bu makalesini küçük bir kitapçık olarak da yayınladı. Tarihe not düştü. Bizde onun bilgisi ışığında ve tabi ki planlarını ve çizimlerini Ertan bey yaptı, bu işliğin  replikasını müzenin içine yapıyoruz. Gerçek ölçülerinde . İçinde kullandığımız makina ve taşlar replika değil orijinal. Bitince içine girildiğinde insanların heyecan duymasını istiyoruz.

Image

Ertan bey şu sırada Alaçatı girişindeki yel değirmenlerinin restorasyonuna fikir veriyor ve projelerini yapıyor.Uzun bir süredir yel değirmenlerini inceliyor ve hiçbir üniversitede, sanmıyorumki bu bilgi dağarcığına sahip insanlar olsun.  Bu değirmenlerin ahşap mekanik sistemlerinin tüm projesini Ertan bey yaptı. Ancak biliyorum ki bazıları bunu sahiplenmek isteyeceklerdir. Bunun için Zeytineli işliği kitapçığı gibi bu değirmenlerin projelerini de küçük kitapçık olarak yayınlayacak ve yine tarihe not düşecek.

Tanımanızı dilediğim Ertan beyin özgeçmişini aşağıda okuyacaksınız. Mütevazilikle biraz eksik yazılmış bir özgeçmiş. Kendisi hemen hergün Urla iskelede Klazomenai  işliğinde, bu mütevazi insanla gidip tanışabilirsiniz.

Ali Ertan Bey,

23-01-1956 da Urla’da doğdu. İlkokulu 12 Eylül ilkokulunda bitirdi. Ortaokulu ve liseyi Ortaklar İlköğretmen Lisesinde tamamladı. 1974’de Kars-Çıldır- Bozyiğit köyüne ilkokul öğretmeni olarak atandı.

Aynı yıl Bursa Eğitim Enstitüsü Resim Bölümününe girdi. 1978 yılında Buca Eğitim Enstitüsü Grafik bölümünden mezun oldu. Ekim 1978’de Tunceli Öğretmen Lisesine atandı. Bu tarihten sonra birçok  il ve okullarda resim ve sanat tarihi derslerine girdi. 1993 yılında lisans tamamladı. 2004 yılında Urla Lisesinden emekli oldu. 

1993 yılında yılında araştırma ve restitüsyonuna başlanan, 2004-2005 yıllarında rekonstrüksiyonu yapılan M.Ö. 6. yüzyıla tarihlenen Zeytinyağı işliğinin çizim ve yapım çalışmalarına katkıda bulundu.

2012 yılında restitüsyonun ve rekonstrüksiyonu yapılan, çalışma yöntemi unutulmaya başlamış yel değirmeninin çizimlerini hazırladı. Yapım aşamasında Kani Kurt usta ile birlikte çalıştı.

Halen Klazomenai Zeytinyağı işliğinde sorumlu olarak çalışmaktadır.

Evlidir. Eşi Bahriye İplikçi “Zeytin Ağacı” masalı yazmıştır. Urla’da yetişen yenilebilir yabani otların pişirilme yöntemleri hakında da bir kitap hazırlamaktadır.

1983 doğumlu oğlu evlidir ve Antalya’da yaşamaktadır. 1996 doğumlu kızı ise Cengiz Topel Lisesi 11. sınıfında okumaktadır.

Image

Müzenin içinin düzenlenmesinde Ertan beyin çizimleri ana rehberimiz oldu. Planlama ortaya çıkan çizimlerin ölçülerine göre düzenlendi. Ertan Bey bunların inşaası sırasında bizzat kendisi çizimleri yaptı ve ustalara tarif etti. Çok da güzel oldu.

Image

Image

Son olarak şunu belirtmeyi borç biliyorum. İyiki sizi tanımışım Ertan bey. Tüm desteğiniz için, dostluğunuz için teşekkür ederim.

Image

İlk bloğun tuğla işlemesi tamamlandı.

Tags

, , ,

Demir kontrüksiyonun montajının tamamlanmasından sonra çift sıra tuğla işlenmeye başlandı.

Bu iş için Erdemit, Ayvalık ve Bergama yöresinden yaklaşık 22 bin 80-100 yıllık tuğla toplandı ve bu tuğlalar ile tuğla duvarları yapılmaya başlandı. Bu tuğlaları işlemek gerçekten zor ve zaman alan bir iş. Çünkü ,yaklaşık 45 metre uzunluğunda bir alanda terazide hiç hata yapılmaması gerekiyordu ve öyle de yapıldı. 

Bu hafta ilk bloğun tuğla işlemesi  tamamlandı. Bir bloğun tuğla işleri yaklaşık 2 haftayı alıyor. Dışta ve içte bir sıra tuğla örüldükten sonra arada kalan yaklaşık 8 santimlik alan yüksek dozajlı harç ile dolduruluyor.

45 metre boyunca, tüm tuğla sıraları  hiç terazisinden kaçmasın diye , her  tuğla işlemesinde terazisine alınarak yapıldı.

Tuğla arası harçlar nemini attıktan sonra yağmurdan etkilenmesin diye mat beton verniği ile verniklenecek.

Bu hafta ilk bolk bittikten sonra , mevcut iskele söküldü ve yapılan işin güzelliği ortaya çıktı.  İşte size örnekleri . Sizinde beğeneceğinizi sanıyorum. Bittiğinde gerçekten sanat eseri oluyor. Bu dizaynı yapan  , demir konstrüksiyonu üretenler ve tuğla işleri yapanlara teşekkür etmek gerekiyor.

ImageImageImageImageImageImageImageImageImageImageImageImageImageImage

Müze Ön Cephe Demirlerinin yerleştirilme fotoğrafları, Mayıs 2012

Tags

, , ,

Müzenin ön cephesi 15 metre genişliğinde ve 8 metre yüksekliğinde üç bloktan oluşmaktadır. Bu bloklar, benzer demir konstrüksiyonlar ile ana karkası yapılacak  , araları ve dış bölgeleri eski dolu tuğla ile çift sıra işlenecek şekilde dizayn edildi.

Bu cephelerin dizayn çalışmaları yaklaşık 6 ay sürdü. Ocak 2012 gibi de demir konstrüksiyonların yapımına başlandı. Demir konstrüksiyonların bilgisayar çizimi tamamlandıktan sonra demir konstrüksiyonu yapacak olan Emrah ve  Fatih arkadaşlar ,demirler  işlenmek üzere laser kesime  yolladılar. Laser kesim bittikten sonra her bir blok 3 ayrı parça olmak üzere tamamlandı. Birer ay ara ile 3 blok müze inşaat alanına taşındı. Her bir demir blok yaklaşık 3.5 ton civarındaydı.

Üç ayrı parça olarak gelen  bu konstrüksiyonlar inşaat alanında tek parça haline getirildi ve vinç yardımı ile yerine monte edildi. Mevcut beton bloklara yine demir parçaları ile kaynak yapıldı. 3 ay çinde 3 parça da yerine tamamlanarak oturtuldu. Bu işlem tamamlandıktan sonra çift sıra tuğla işlemeye başlandı.

Demir konstrüksiyonların birinin montajı tam bir iş gününü aldı.

İlk takılan montajda 8 cm  lik hata oluduğu fark edildi. Daha sonra bu montaj kesilerek yeniden doğru şekilde montaj edildi. Bu hata tam bir günlük çalışmamıza mal oldu.

ImageImageImageImageImageImageImage

Köstem Müzesinin ön cephesindeki demir konstrüksiyonların montajı tamamlandı.

Tags

, , ,

Yaklaşık iki yıldır yapımı süren Köstem Zeytinyağı Müzesinin bahçe düzenlemeleri devam ediyor. Müze 4350 metrekare kapalı alan ve yaklaşık 18 dönüm bahçe içinde kuruluşunu sürdürmektedir. Müzenin ön cephesinin yapımı demir konstrüksiyon ve eski orijinal tuğlalar  ile devam ederken, bir yandan da bahçe düzenlemeleri devam ediyor.

Ön cephe demir konstrüksiyonu  müzenin içindeki demir kostrüksiyona uygun ve benzer materyel ile oluşturulmak üzere dizayn edildi.

ImageImage

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.